|
Pelin
Esmer Toroslar'daki köylerinde tiyatro yapan bu kadınların varlığını
bir gazetede okuduğu bir haber sayesinde öğrendi ve hemen köylerine
gitti, önce tebrik etmek sonra da onlarla ilgili bir belgesel yapma
fikrini paylaşmak için. Hiç çekim yapmadan beraber birkaç gün geçirdiler
ve birbirlerini tanımaya çalıştılar. Kadınlar üç hafta sonra yeni
bir oyunun hazırlıklarına başlayacaklarını söylediler. Oynadıkları
ilk oyun başka bir köyde geçen bir öyküyü anlatıyordu ve pek ısınamamışlardı.
Bu kez o güne kadar paylaşmaya çekindikleri öykülerini kendi hayat
öykülerini, lise müdürü Hüseyin Bey'e anlatacaklar, Hüseyin Bey
onların da katkısıyla bu öykülere dayalı bir oyun yazacak ve hep
beraber köylerinde sahneleyeceklerdi. Pelin Esmer'in Oyun filmini
çekmeye karar vermesinde en belirleyici unsur bu oldu.
Pelin
Esmer daha sonra yalnızca bir kez yaşanabilecek bir olaya şahit
olabilmek ve filme çekebilmek için üç hafta içinde çok kısıtlı imkanlarla
üç kişilik bir ekip oluşturdu ve Arslanköy'e gitti. Beş buçuk hafta
köyün lojmanında kaldılar ve bu süre içinde doksan dört saatlik
film çektiler. Yönetmenin asıl ilgisini çeken şey kadınların tiyatro
yoluyla vermek istedikleri mesajın ötesinde, tek tek karakterler
ve oyunu sahneleme aşamasında yaşadıkları süreç ve değişimdi. Pelin
Esmer çektiği doksan dört saatlik filmi yetmiş dakikalık bir film
haline getirmek için iki yıl boyunca farklı montajlar denedi. Sonuçta
söylemek ya da söyletmektense görmeye ve göstermeye çalışan, kurmaca
ile belgesel arasında bir film ortaya çıktı.
|